UYANIK RÜYALAR SANATI
 
Uyanık rüyalar sanatı
Çalışma ritüelleri ve uyku alışkanlıkları açısından 4 yazar

(Tanıtım / Deneme)
Helin İlcek - TESAK/Kütüphaneci

Röportajlarda, birçok yazarın uyku esnasında da yazarken de var olmak ve öğrenmeye devam etmek için çabaladıklarını okuruz. Kendilerini, sürdürmekte oldukları rasyonel hayatları ile sanatsal yazma istekleri arasında tercih yapmak zorunda bırakılırken bulduklarından şikâyet ederler. Peki, biz okurlar yazarların bu uyanıkken gördükleri rüyaya sanat mı diyoruz? 

                                                   *   

Sizce, uyanık bir rüyadan başka uyanık bir kuvvet daha olabilir mi? Yaratıcılık, kapasitemizi zenginleştirebilir ve hatta onu güçlendirebilir mi? Stephen King'e göre, “Evet.” Stephen King, Türkçeye ilk kez 2007 yılında Yazma Sanatı olarak çevrilen ve birinci basımı 1999 yılında olan On Writing: A Memoir of the Craft adlı otobiyografik eserinde, yazma ve rüya görme arasındaki benzerliği araştırmıştı(1). Kitapta, King’in “yaratıcı uyku” diye bahsettiği sürecin biraz da günlük ritüellerde gizli olduğundan, bunun uyku ve verimlilik arasındaki bağın bir adım öncesini oluşturduğundan bahsetmekteydi. Kendisi, ritüelini -âdeta bir sabah kuşu olmakla beraber- 07:00 sularında uyanıp hızla çalışmaya başlamak şeklinde ifade ediyordu. Devamında ise şu kelimeleri kullanmaktaydı:

“Uyanık rüyalar için gerekli olan hareketsiz bir alan yaratmak ve onları kurtarmak için bazı pratik ipuçları gerekir: Alan mütevazı olabilir. Ve gerçekten tek bir şeye ihtiyaç vardır: Kapıyı kapatmaya hazır olduğunuz bir kapı. Kapı kapatmak dünyaya ne istediğinizi söylemenin bir yoludur. [...] Mümkünse, yazma odasında hiç telefon bulunmamalıdır. Kesinlikle televizyon ya da elektronik cihazlar olmamalı. Bir pencere varsa, perdeleri kapatın veya boş bir duvara bakmadığı sürece açmayın. Herhangi bir yazar için -ancak en başta yazar için- muhtemel dağınıklıkları ortadan kaldırmak akıllıca olacaktır. Yazmaya devam ederseniz, bu dikkat dağıtıcı unsurları doğal olarak filtrelemeye başlarsınız, fakat başlangıçta, yani yazmaya başlamadan önce onlara bakmaya çalışmak en iyisidir. [...] Yazarken, dünyadan kurtulmak istiyorsunuz, değil mi? Tabii ki. İşte yazarken, tam o zaman dış dünyadan kurtularak kendi dünyalarınızı yaratıyorsunuz demektir.” 

                                                   **
 
Elmore Leonard'ın 10 yazma kuralı, Walter Benjamin'in 13 doktrini, Zadie Smith'in 10 maddelik yazı listesi, David Ogilvy'nin saçma olmayan 10 püf noktası, Henry Miller'ın 11 emri, Jack Kerouac'ın 30 inancı ve tekniği, John Steinbeck'in 6 işareti ve Susan Sontag'ın sentezlenmiş notları… Hepsi birer ritüel. Çalışma ritüelleri deyince Mason Currey’in Günlük Ritüeller: Büyük Eserlerin Yaratıcıları Nasıl Çalışır? eseri yine ilk akla gelecek kitaplardan biri. Bu kitapta yer alan Susan Sontag kısmını aynen aktaralım (2):

“Susan Sontag, 1977'de günlüğü için yazdığı şu bilgiyi paylaşır:

Yarından başlayarak - bugün olmasa da:
• Her sabah sekizden geç kalkmayacağım. (Haftada bir kez bu kural iptal olabilir.)
• Sadece Roger'la öğle yemeğine çıkacağım. (Hayır, öğle yemeğine çıkmam. Bu, kuralın her iki haftada bir kez kırılmasına neden olabilir.)
• Her gün Defter'e yazacağım. (Model: Lichtenberg'in Atık Kitapları.)
• İnsanlara sabahları aramamalarını veya telefona cevap vermemelerini söyleyeceğim.
• Okumamı akşamlarla sınırlı tutmaya çalışacağım. (Aslında çok okuyorum – bu biraz da yazmaktan kaçmak için.)
• Harflere haftada bir kez cevap vereceğim. (Cuma? - yine de hastaneye gitmeliyim.) ” 
                                              
       
                                                    ***

06:00’da uyanan ve sabahları verimli çalışabildiğini her fırsatta dile getiren bir diğer ünlü yazar ise Hemingway. "Hemingway, yazdığı sırada hareketsiz dururken, geniş omuzlarında bir daktilo, okuduğu her şey göğsünün üstünde ve göğsünde aşınmış bir yer üzerinde dururdu" diye bahsediyor Mason Currey. Uykularının, yaratıcılığına etkisi konusuna hatıralarında yer vermemişse de çalışma ritüeli hakkında epey bilgi bulmak mümkün:

“Bir kitap veya hikâye üzerinde çalışırken, her sabah mümkün olan en erken saatte ve ilk ışıktan sonra yazarım. Beni rahatsız edecek hiç kimse yok, serin ya da soğuk, yazdıkça yazasım gelir. Yazdıklarımı okur ve sonra gelecekte ne olacağını bilip öylece dururken oradan devam ederim. Meyve suyuna hâlâ sahipsem, hâlâ o kadar şanslıysam, yazıda son kaldığım yere gelene kadar yazar dururum. Ertesi güne kadar tekrar yazının başına geçene kadar yaşamaya çalışırım. Sabaha saat altıda başlar, öğle saatine kadar devam eder veya biraz daha öteye giderim. Durduğum zaman bomboşumdur artık ve hiçbir zaman boşa gitmemeli, o boşluğu doldurduğumda sevdiğim kişiyle aşk yaşar gibi hissederim âdeta. Hiçbir şey bana zarar veremez, hiçbir şey olmayabilir, hiçbir şey, ertesi gün aynısını tekrar yapana kadar anlam ifade etmez. Ertesi güne kadar sabretmek zorundayım ve zor olan da bu beklemektir.” 
 

                                                         ****
 
Son olarak diğerlerinden farklı, çalışma ve uyku saatleri oldukça değişik olan bir yazarla sonlandıralım. Elwyn Brooks White, bize yazarın rolü ve sorumluluğu hakkında önemli ipuçları veren bir röportajda, sesle olan ilişkisini anlatmış ve oturma odasını işiyle birleştiren bir notla devam etmiştir:

“Çalışırken hiçbir zaman müzik dinleyemiyorum. Böyle bir dikkatim yok ve hiç hoşuma gitmiyor. Öte yandan, sıradan dağınıklıklar arasında oldukça iyi çalışabilirim. Evimde devam eden her şeyin özünde bir oturma odası var: mahzene, mutfağa ve telefonun bulunduğu dolaba geçiş yoludur orası. Çok fazla trafik var. Ancak bu aydınlık, neşeli bir oda ve etrafımdaki karnavala rağmen sık sık yazmak için bir yazı odası olarak kullanıyorum. Hiçbir zaman daktilo masamın altını süpürgesiyle temizleyen biri beni rahatsız etmedi, üstelik bunu yapacak kişi alışılmadık derecede hoş ya da olağandışı beceriksiz olmadığı sürece aklımdan çıkmazdı sanıyorum ki. Eşim,-şükürler olsun- beni asla yoran biri olmamıştır mesela. Söylenenlere göre, bazı yazarların eşleri öyleymiş çünkü. Sonuç olarak, hane halkı yazar olmanın nasıl bir dikkat istediğini bilmez ve istedikleri gibi gürültü ve yaygara yaparlar. Fakat uygun çalışma ortamını istemeye kalkarsam asla gerçek anlamda çalışamam.”
 
 
                                                       ****
 
Açıklama: Uykunun olumsuz duyguları düzenlediğini ve uyanık rüyaların ise yaratıcılığı geliştirdiğini tahmin etmek zor değil; buna karşılık dengesiz bir uyku döngüsünün zihne zarar verdiğini söylemek de… İşte bu yazının çıkış noktası, başarılı yazarların uyku alışkanlıkları ve verimlilikleri üzerine düşünmek aslında. Fakat, uyku alışkanlıkları ile edebi verimlilik arasında bir ilişki olup olmadığını ölçmek bu yazı için pek kolay bir iş değil. Ama buna bağlı olan birçok değişken verileri ölçmeye çalışmayacağım. Kısa kısa röportajlar, biyografiler, anılar, günlükler gibi materyalleri okuyarak küçük notlardan bahsetmemin sakıncası olmadığını düşünüyorum. Uyku alışkanlıklarını değerlendirirken yazarların günlük çalışma ritüelleri ile de doğrudan bağlantılı olması bunu da göz önünde bulundurmamı sağlıyor. Ama şunu belirtmem gerekir ki bu tahlillerde muazzam bir öznellik bulunuyor. Verimlilik kriteri ise yalnızca ünlü ve ödüllü yazarlar olmasıdır. Örneğin; bir yazarın yaşam süresi ve edebi üretimi göz önüne alındığında, kendisinden daha uzun yaşayan eski dönem yazarların döneminde bulunmayan bazı ödüller bu değerlendirmenin dışında tuttuğum kriterlerdir. Yabancı yazarlar olmasının sebebi ise malum. Var olan kaynak ve çalışmaların hep yabancı olması.
 
 
 
                                                   *****

Uyku ve yazma üzerine dikkatinizi çekebilecek birkaç aforizma:

* "Çalışması için ideal şartları bekleyen bir yazar, kâğıt üzerine bir şey yazamadan ölecektir." / Elwyn Brooks White.
 
* “Uyku en iyi (en kolay) yaratıcı afrodizyak…” / Debbie Millman.

* “Yatak odanız gibi yazma odanız da özel olmalı.. Hayal etmeniz gereken bir yer...” / Stephen King

* "Benimkisi gibi kargaşa dolu bir hayatta uyku, açlık ve iş, bana danışmadan organize olurlar. Bana yorucu gelen bu tip ayrıntılarla ilgilendikleri için danışmamalarından memnunum. " / Kurt Vonnegut


___________________________
(1): King, S. (2007). İstanbul: Altın Kitaplar. 307 s.
(2): Currey, M. (2014). Günlük ritüeller: büyük eserlerin yaratıcıları nasıl çalışır? (Tülin Er ve Sevinç Kayır, çev.) (2.bs.). İstanbul: Kolektif Kitap, s.181.